İsLaMCoKGuZeL FoRuMLaRı

Forumumuza Hoşgeldiniz Lütfen Bu Pencereyi Peygamber Efendimiz'e (S.A.V.) Salâvat Getirmeden Kapatmayınız "Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammedin Ve Alâ Âli Seyyidina Muhammed"
Saat

Temmuz 2018
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
      1
2345678
9101112131415
16171819202122
23242526272829
3031     

Takvim Takvim

En son konular
» Sabahlar küsmüş leyli geceye
Perş. Haz. 21, 2018 7:48 am tarafından yağmur

» Mehmet Âkif’in kaleminden Sudanlı genç
Perş. Haz. 21, 2018 7:43 am tarafından yağmur

» Hac'daki İki Büyük Sır
Paz Ara. 31, 2017 6:13 pm tarafından yağmur

» Umre benim için Hasret Demektir
Paz Ara. 31, 2017 6:06 pm tarafından yağmur

» Sedat Uçan Müsaden Var mı Ya Rasulallah Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:15 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun - Levlake
Çarş. Kas. 29, 2017 3:12 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun Kokusu Gelir Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:07 pm tarafından yağmur

» Hasan Dursun Bilal Gibi Müziksiz
Çarş. Kas. 29, 2017 3:03 pm tarafından yağmur

» Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.) Efendimiz'in Mübarek Doğum Günü "MEVLİD KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN"
Çarş. Kas. 29, 2017 2:54 pm tarafından yağmur

» Referansım Allah celle celalühü
Çarş. Kas. 29, 2017 2:49 pm tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere’de Ramazan’ı Yaşamak
C.tesi Kas. 04, 2017 11:57 am tarafından yağmur

» EY KALEM! ESER SENİN DEĞİLDİR
C.tesi Kas. 04, 2017 11:45 am tarafından yağmur

» MESCİD-İ NEBEVÎ'DE TANIDIK BİR İMZA
C.tesi Kas. 04, 2017 11:37 am tarafından yağmur

» Medine-i Münevvere'ye Gidin / Dursun Ali Erzincanlı
C.tesi Kas. 04, 2017 11:27 am tarafından yağmur

» diken Tohumu
Paz Eyl. 17, 2017 12:15 pm tarafından yağmur

» Hakka Vuslat
Paz Eyl. 17, 2017 12:00 pm tarafından yağmur

» Kalpteki Nurun Sebebi
Paz Eyl. 17, 2017 11:49 am tarafından yağmur

» Sâlih Amelleri Yok Eden Belâ: HASET
Paz Eyl. 17, 2017 11:30 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|Kurban Bayramımız Mübarek Olsun|❀ܓ|
Cuma Eyl. 01, 2017 8:19 am tarafından yağmur

» Hac
Salı Ağus. 29, 2017 8:33 am tarafından yağmur

» Zilhicce Ayının On gününün Önemi
Paz Ağus. 27, 2017 3:54 am tarafından yağmur

» AH ŞU TATİL GÜNLERİ
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:41 pm tarafından yağmur

» AMAN İSLAM'I BIRAKMAYIN!
C.tesi Ağus. 26, 2017 7:23 pm tarafından yağmur

» Zilhicce Ayı Orucu İle İlgili Hadis-i Şerifler
Salı Ağus. 22, 2017 4:45 am tarafından yağmur

» ZİLHİCCE AYININ İLK ON GÜNÜNDE YAPILMASI FAZİLETLİ AMELLER
Salı Ağus. 22, 2017 4:39 am tarafından yağmur

» Haccın Hikmetleri
Paz Ağus. 13, 2017 6:12 pm tarafından yağmur

» SADAKA ÖMRÜ UZATIR, BELAYI DEFEDER
Paz Ağus. 13, 2017 6:05 pm tarafından yağmur

» Eden Bulur.
Paz Ağus. 13, 2017 6:02 pm tarafından yağmur

» Bir Karga Hikayesi..
Paz Ağus. 13, 2017 5:59 pm tarafından yağmur

» Talep..
Paz Ağus. 13, 2017 5:56 pm tarafından yağmur

» Hac üzerine 🕋🥀♥
Paz Ağus. 13, 2017 11:21 am tarafından yağmur

» MEKKE-İ MÜKERREMEYE GETİRİLEN İLK SU: AYN-I ZÜBEYDE
Paz Ağus. 13, 2017 11:10 am tarafından yağmur

» Ana Babaya İyilik Hakkında Hikaye ve Hadis-i Şerifler♥
Paz Ağus. 13, 2017 7:43 am tarafından yağmur

» Bakalım cennete ilk önce kim varır. 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:31 am tarafından yağmur

» Ikilemeli konuşma 😊
Paz Ağus. 13, 2017 7:28 am tarafından yağmur

» Tabaktaki et :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:25 am tarafından yağmur

» İnşaallah :)
Paz Ağus. 13, 2017 7:22 am tarafından yağmur

» Kurban ve Bilmemiz Gerekenler
Paz Ağus. 13, 2017 7:20 am tarafından yağmur

» |❀ܓ|RAMAZAN BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN|❀ܓ|
Paz Haz. 25, 2017 3:47 am tarafından yağmur

» Ya Bardak Ya Göl...
Cuma Haz. 23, 2017 4:25 pm tarafından yağmur

» Elveda Ey Şehri Ramazan
Cuma Haz. 23, 2017 4:22 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Giderken
Cuma Haz. 23, 2017 4:20 pm tarafından yağmur

» Ramazan-ı Şerif Bayramı
Cuma Haz. 23, 2017 4:19 pm tarafından yağmur

» BAYRAMIN SÜNNET VE EDEPLERİ
Cuma Haz. 23, 2017 4:18 pm tarafından yağmur

»  Ramazan nüktesi :)
Ptsi Haz. 05, 2017 12:09 pm tarafından yağmur

» Yurdum İnsanı
Ptsi Haz. 05, 2017 12:04 pm tarafından yağmur

» Ne Zaman Uyanır?
Ptsi Haz. 05, 2017 11:59 am tarafından yağmur

» Köpeğe su vermesi affına vesile oldu
Ptsi Haz. 05, 2017 11:52 am tarafından yağmur

» Her Koyunu Kendi Bacağından Asarlar.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:48 am tarafından yağmur

» Hikmetler.
Ptsi Haz. 05, 2017 11:38 am tarafından yağmur

KUR’AN-I KERİM DİNLE

Mealli Kur'an Dinleyelim

Hadis-i Şerif

1-Âfetü’l ilmi ennisyanü: İlmin afeti unutmaktır.
************************
2-Ettuhuru şatru’l iman: Temizlik imanın yarısıdır.
************************
3-A’kilhâ ve tevekkel: (Deveyi) bağla ve tevekkül et.
************************
4-Sûmû tesihhû: Oruç tutun, sıhhat bulun.
**********************
5-Es-salâtüimâdü’d dini: Namaz dinin direğidir.
*************************
6-Talebü’l helalicihadün: Helal peşinde koşmak cihaddır.
******************************
7-El-kelimü’ttayyibetü sadakatün: Güzel sözsadakadır.
***************************
8-El cennetü tahte zılâli’ssüyuf: Cennet kılıçların gölgesialtındadır.
*************************
9-El mecalisü bi’l emaneti: Meclislerdeki sözler emanettir.
***************************
10-Ed-dellü alel hayri kefailihi:Hayra vesile olan yapan gibidir.
****************************
11-El cennetü dâr-ül eshıya: Cennet cömertler yurdudur.
*************************
12-Es- savmü nısf’us sabr: Oruç sabrın yarısıdır.
************************
13-Es sabru nısf’ul iman: Sabır imanın yarısıdır.
***********************
14-Et tebessümü sadakatun: Tebessüm etmek sadakadır.

************************
15-Es sabru miftahul ferec: Sabır, başarının anahtarıdır.
************************
16-Es sabru ınde sadmetül ula: Sabır, musi,betin ilk anındakidir.
************************
17-Efdalü’l ibadetiedvamuha: İbadetin efdali devamlı olanıdır.
************************
18-El Kur’anühüved deva: Kur’an, sırf devadır.
************************
19-Men samete reca: Dilini tutan kurtuldu.
************************
20-Re’sü’lhikmeti mehafetullah: Hikmetin başı Allah korkudur.
************************
21-El idetü atiyyetün: Vaad edilen verilmelidir.
************************
22-Ed duaü silahu’lmümin: Dua müminin silahıdır.
************************
23-İsmah yusmah leke: Müsamaha et ki sende göresin.
************************
24-Es salatü nur’ulmümin: Namaz müminin nurudur.
************************
25-En nedametü tevbetün: Pişmanlık tövbedir.
************************
26-El mescidü beytükülli takiyyin: Mescid, takva sahiplerininevidir.
************************
27-Ed dinü en nasiha: Din nasihattir.
************************
28-Ed duaü hüvelibadetü: Dua ibadettir.

************************
29-Elcümuatü haccü’l mesakin: Cumafakirlerin haccıdır.
************************
30-Hüsnü’ssuali nısfu’l ilim: Güzel soru, ilmin yarıdır.
************************
31-Es selamü kable’lkelam: Önce selam, sonra kelam.
************************
32-İzâ gadibte fe’skut: Öfkelendiğinde sus.
************************
33-Kesretü’d dahikitumitül kalb: Çok gülmek kalbiöldürür.
************************
34-Es savmu cünnetün: Oruç kalkandır.

35-Es subhatü temneu’r rızk: Sabah uykusu, rızka engeldir.
************************
36-El hamrüummü’l habais: İçki,kötülüklerin anasıdır.
************************
37-Zina’l uyûni en nazaru: gözlerin zinası bakmaktır.
************************
38-El kanâatümâlün la yenfedü: Kanaat bitmez birsermayedir.
************************
39-El hayaü minel iman:Hayâ(utanma duygusu) imandandır.
************************
40-El mer’üala dini halilihi: Kişi, arkadaşının diniüzeredir.

Giriş yap

Şifremi unuttum

Arama
 
 

Sonuç :
 


Rechercher çıkıntı araştırma

Istatistikler
Toplam 2058 kayıtlı kullanıcımız var
Son kaydolan kullanıcımız: emrec77

Kullanıcılarımız toplam 11791 mesaj attılar bunda 4568 konu

Hac'daki İki Büyük Sır

Aşağa gitmek

Hac'daki İki Büyük Sır

Mesaj tarafından yağmur Bir Paz Ara. 31, 2017 6:10 pm

HAC olayının altında yatan sır gerçekten hafsalaların kolay kolay alabileceği bir şey değildir. Haccın bir kişi için ne kadar önemli ve değerli bir ibadet, bir eylem olduğuna geçmeden önce bu konuda Rasûlullâh (aleyhisselâm)’ın üç ana noktaya işaret eden buyruklarından söz edelim:

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu, diyor Hazreti Âli kerremallâhu veche:

“Beytullâh”a ulaştıracak azık ve binek hayvanına mâlik olup da, hac etmeyen kişinin Yahudi veya Hristiyan olarak ölmesinin kendisince ne önemi vardır. İşte Allâh kitabında şöyle diyor:

“...Gitmeye imkânı olan herkese Beyt’i hac etmek, insanlar üzerindeki Allâh hakkıdır.” (3.Âl-u İmran: 97)

***

İbn Ömer (radıyallâhu anh)’dan rivayet edilmiştir:

Bir adam Rasûlullâh’a gelerek sordu:

− Haccı farz kılan nedir yâ Rasûlullâh?..

Rasûlü Ekrem sallâllâhu aleyhi vesellem cevap verdi:

− Azık ve binektir! (yani hac yolculuğunu yapacağın bineğin ve yolculukta yiyeceğin kadar azığın) (Tırmızî)

***

“Umre, kendisi ile öbür umre arasındaki zaman içinde işlenen günahlara kefarettir. Haccı Mebrurun cennetten başka karşılığı yoktur!” (Müslim)

***

Ebu Hureyre (radıyallâhu anh)’dan...

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi vesellem şöyle buyurdu:

− Her kim şu beyte gelir, kadına yaklaşmaz, fısk işlemezse, o kimse anasından doğduğu gibi döner! (Müslim)

***

Abdurrahman bin Yâ’mar ed Dîlî (radıyallâhu anh) şöyle demiştir:

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi vesellem Arafat’ta vakfe hâlinde iken, ben O’nun yanında hazır bulundum. O esnada Necid halkından birkaç kişi O’nun yanına gelerek:

− Yâ Rasûlullâh, hac nasıldır? (Haccın hâli nedir?)

HAC ARAFAT’TIR!

Rasûlullâh buyurdu:

− HAC ARAFAT’TIR! Kim cem gecesi sabah namazından önce gelirse haccı tamamlar. Mina günleri üçtür. Artık kim iki günde acele ederse onun üzerinde bir günah yoktur. Kim de gecikir ise ona da günah yoktur.

Sonra bunun arkasından bir adam yolladı ve bu hükümleri yüksek sesle halka duyurdu. (İbni Mâce, Tırmızî, Ebu Davud, Nesâi)

***

Abbas bin Mirdâs es-selemî (radıyallâhu anh) şöyle buyurmuştur:

Hz. Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi vesellem, ümmeti için Arefe günü akşamı (Arafat’ta) mağfiret duasında bulundu. O’na şöyle cevap verildi:

− Zâlim müstesna, onları bağışlarım!.. Çünkü ben mazlumun hakkını zâlimden şüphesiz alırım!

Hz. Rasûlullâh (aleyhisselâm):

− Ey Rabbim, eğer dilersen mazluma (hakkını) cennetten verir ve zâlimi bağışlarsın… diye dua etti.

Fakat o akşam bu duası kabul olunmadı. Sonra Rasûlü Ekrem (ertesi sabah) Müzdelife’de sabahlayınca anılan duayı tekrarladı ve duası kabul olundu.

Abbas bin Mirdâs:

Sonra Rasûlullâh güldü. Bunun üzerine Ebu Bekir ve Ömer:

− Babam anam sana feda olsun! Bu saatte gülmezdin! Seni güldüren şey nedir?.. Allâh seni sevindirsin.

Rasûlü Ekrem:

− Allâh düşmanı İblis, Allâh Azze ve Celle’nin benim duamı kabul edip ümmetimi bağışladığını bilince toprağı alıp başına dökmeye ve “Mahvoldum, helâk oldum” diye bağırmaya başladı. Gördüğüm onun bu sabırsızlığı ve üzüntüsü beni güldürdü… buyurdu. (İbni Mâce)

***

Evet Hac konusundaki bazı hadîs-î şerîfler de bunlar...

Şimdi olayın bilimsel izah yönüne geçelim…

“HAC ARAFAT’TIR” işareti meselenin ana kilit noktasıdır.

Zira, Beytullâh yani Kâbe-i Muazzama yılın her vaktinde ziyaret edilebilir ki buna “Umre” denilir. Bundan elde edilen ecir, sevap çok büyüktür ancak “Hac” gibi olmaz.

Niçin?..

“HAC”da ne gibi bir sır yatmaktadır ki, Rasûlullâh, “Gidecek binek ve azığı olup da, gitmeyen Yahudi veya Hristiyan gibi ölür” mânâsına gelen son derece ağır uyarıyı yapmak mecburiyetinde kalmıştır.

“Ev bark, araba al, çocuğunu, torununu büyüt, kızını gelin et, yaşlan, dünyadan elini eteğini çek de ondan sonra hacıya gidersin…” şeklindeki halkın son derece cahilane şartlanmasının yanlışlığını vurgulanıp; çok büyük bir gerçeği fark ettirmeye çalışıyor!

Hacca gidecek bir bineği ve azığı temin ettiğin anda senin üzerine HAC farz olmuştur; bu yeterli imkândır; buna rağmen gitmezsen ve gitmeden ölürsen, Yahudi ya da Hristiyan gibi ölmüş olursun anlamına gelen son derece ağır ve önemli bir uyarıda bulunuyor.



KÂBE VE ARAFAT'TAKİ SIRLAR



Bizim müşahedemize, Cenâb-ı Hakk’ın bizde izhar etmiş olduğu ilme göre...

İnsan bedenini saran sinir sisteminde akmakta olan biyoelektrik gibi, Dünya’nın yüzeyi altında da akan “negatif” ve “pozitif” radyasyon akımları, kanalları mevcuttur.

Şayet sizin kurmuş olduğunuz ev ya da iş yeri veya çiftlik, negatif radyasyon akım kanallarından birisi üzerine isâbet ederse, o evde başınız hastalık ve sıkıntıdan kurtulmaz. İş yerinizde daima işler ters gider. Çiftliğinizde kaza-belâ eksik olmaz, hayvanlarınız barınmaz vesaire...

Aynı şekilde şayet eviniz, iş yeriniz ya da çiftliğiniz pozitif radyasyon akım kanallarından biri üzerine isâbet ederse... Bu defa da eviniz son derece huzurlu olur. Dışardan çoğu zaman evinize kaçarsınız. İş yeriniz son derece verimli, bereketli olur. Çiftliğiniz, hayvanlarınız keza öyle.

İşte bu anlattığımız akım kanallarına batıda, özellikle İngiltere’de “ley” hatları deniliyor. “Negatif” olanlarına da “kara akım hatları” tâbiri kullanılıyor.

Burada bir önemli noktaya da dikkatinizi çekmek istiyorum…

Dünya’nın bedeni içindeki, “pozitif” enerji hatlarının kesiştiği en önemli merkez, Mekke’de bulunan Kâbe-i Muazzama’nın altıdır ve bunun uzantısı da Arafat Dağı’nın altıdır!

Bu dalgalara “pozitif” veya “negatif” tâbirlerini kullanmamız, bize GÖREdir!.. Bize yarar sağlaması itibarıyla “pozitif”, bize yarar sağlamaması itibarıyla da “negatif” deyimini kullanmaktayız… Oysa bu dalgaların kendi yönünden bir “negatif”lik ya da “pozitif”lik gibi bir ayrıcalıkları yoktur! Yalnızca pek çok yüksek frekanslı dalgalardan daha düşük frekanslı dalgalara kadar uzanan dalga türleridirler...

Biz Kudüs, Medine ve Mekke’deki alanların yaydıkları yüksek frekanslı dalgalara “pozitif” demişiz... Esasen bu dalgalara Din-tasavvuf lisanında da “Cemâl” veya “Celâl nûrları” ismi verilmiştir!

Bize göre “pozitif” olarak nitelenen ışınımın nispeten daha düşük frekanslı olanlarına “Cemâl nûru”; daha yüksek frekanslı olanlarına da “Celâl nûru” denilir…

Ancak dikkat edile ki… Burada anlatılan, bize çok yararlı olan bu “Cemâl ve Celâl nûrları” ile “mutlak Cemâl ve Celâl nûrları” arasındaki fark, sanki kibrit ateşi ile Güneş arasındaki fark gibidir!.. Gözden kaçmaya!

İnsanların dahi “celâlli” ya da “cemâlî” diye tanımlanması, beyinlerinin yaydığı bu dalgalar dolayısıyladır... Yani, kiminin beyninin yaydığı dalgaların frekansı, kimine göre çok daha yüksektir, ki biz onlara “celâlli bir kişiliği var” deriz!

İşte Dünya’nın bedeni içindeki, “pozitif” enerji hatlarının kesişip sanki bir enerji santralı gibi yayın yaptığı en önemli merkez, Mekke’de bulunan Kâbe-i Muazzama’nın altıdır ve bunun uzantısı da Arafat Dağı’nın altıdır!

Keşif sahiplerinin keşif yoluyla gördüğü bu gerçeğe Seyyid Abdülaziz Ed Debbağ da “El İbrîz” isimli eserinde değinmiş ve Kâbe’den göğe yükselmekte olan bir “nûr” sütunundan, adı geçen eserinde bahsetmiştir!

Bu noktadaki çok güçlü pozitif enerji dolayısıyla Harem-i Şerîf’teki tüm insanların beyinleri öylesine etkilenip, öylesine güçlü bir faaliyet içine girmektedirler ki bunu anlatabilmemiz mümkün değildir.

Nitekim bu gerçek dolayısıyla Kâbe çevresinde kılınan namaz için Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

“Kâbe’de kılınan iki rekât namaz, Dünya’nın başka mescitlerinde kılınan namazdan 100 bin defa daha sevaplıdır!”

Zira Kâbe çevresinde yapılan her ibadet sırasında, yeraltından yayılan “celâl nûrları” yani çok yüksek frekanslı dalgalar dolayısıyla, beyin katbekat güçlü dalga üretimi yapmakta; hem bunu ruha güçlü olarak yüklemekte; hem de dışa dönük bir biçimde yayınlamaktadır.

Gene bir başka hadîs-î şerîf’te Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi vesellem:

“Başka yerlerde sadece fiillerinizden mesûlsünüz, Kâbe’de ise düşüncelerinizden de mesûl olursunuz” buyurmuştur.

Bunun da gene sebebi, beynin aldığı güçlü enerji dolayısıyla düşünceleri dahi “fiil” düzeyindeki bir güçle ruha yüklemesindedir.

Ancak burada bize göre bir başka gerçeğe dikkatinizi çekmek isterim:

Beytullâh altında olup çevresini de etkileyen bu alan en fazla yaklaşık 30-40 metrelik bir yarıçaptır! Onun dışı Rasûlullâh (aleyhisselâm)’ın yaşadığı devirde evlerle kaplıydı! Bugün ise Ebu Cehil’in tuvalet yapılmış olan evinin çevresinde bile, “Kâbe’de namaz kılıyoruz” zannıyla namaz kılan sayısız insan görüyoruz!

Yine bizim tespitlerimize göre, Kâbe çevresinin dışa yani çevreye yaygınlaştırılması yerine; 30-40 metrelik çevresinde dönerek yükselen ve inen bir yürüyen yol yapılıp; insanların burada yürürken yedi dönüşü yani bir tavafı tamamlamaları sağlanabilirdi… Bunun için de Kâbe’nin duvarları yükseltilebilirdi!

“Beytullâh”taki bu “nûrâniyet”ten istifâde için, tavafların özellikle bu mesafe içinde yapılması, açıkladığımız gerekçe yönünden çok önemlidir; bize göre!

“Beytullâh” altındaki bu enerji merkezinin, yani “nûrâniyetin” bir başka tezahürü de şudur…

Mekke’ye gelip Kâbe ziyaretinde bulunanların önemli bir kısmında, birkaç gün içinde değişiklikler görülmeye başlanır beraber oldukları arkadaşlar tarafından…

Bu insanların kimi son derece hırçın, haşin, bencil, hükmedici bir kişilik ortaya koymaya başlar; kimi de son derece munis, hoşgörülü, sevecen, yardımsever bir hâl alır! Kimi çarşı-pazara saldırır; kimi de Beytullâh’tan dışarıya adım atmak istemez!

Kişilerdeki bu değişikliğin sebebi bizim tespitlerimize göre şudur…

Kâbe’nin altındaki enerji merkezinden, oldukça yüksek frekanslı bir dalga yayılmaktadır… “Celâl nûrları” diye isimlenen bu nûrlar, hem insanlarda şiddet ve celâl hâli oluşturmakta; hem de insanlardaki o an’a kadar açığa çıkmamış özelliklerin beyinden dışa vurmasına yol açmaktadır!

Oraya gitmeden önce, normal kendi hâlinde yaşayan bir kısım insanların, oradan döndükten sonra, hiç de o güzelliklere uymayan bir yaşam biçimi içine girmesi; hatta dinî değerleri bir yana bırakarak beşeriyetin doğal gereklerine ve sonuçlarına göre yaşam sürdürmeye başlaması, işte beyni etkileyen bu yüksek radyasyon dolayısıyladır. Bu yüksek frekanslı dalgalar, onun ikincil kişiliğini oluşturan merkezleri güçlendirerek, günlük yaşamının bu doğrultuda açığa çıkmasına sebep olur!

Nasıl ki, bir balon sönükken üzerindeki defolar belli olmaz, fakat şişirilince ortaya çıkarsa…

Aynı şekilde, oradaki yüksek frekanslı dalgaların beyin faaliyetini arttırması dolayısıyla, herkesin ikincil özellikleri orada ortaya çıkmaktadır! Ve böylece çok iyi tanıdığınızı sandığınız yakınınızın orada içyüzünü görmeye başlarsınız!

Bu çok yüksek enerji dolayısıyladır ki, Mekke’de insanlar çok “celâl”li saatler yaşarlar ve olaylarla karşılaşırlar!

Oraya gidenlerin de bildiği üzere, Mekke halkı genelde sert, hırçın ve celâlli insanlardır! Bunun sebebi bizim tespitlerimize göre Kâbe altındaki çok yüksek frekanslı dalgalardan, yani radyasyondan, ya da mecazî anlatımla “Celâl nûrlarının” tesirlerinden ileri gelir!

Misal vermek gerekirse, Anadolu’nun herhangi bir yerine göre, Kâbe’de yayılan dalgalar yüz bin defa daha yüksek frekanslı yani kuvvetli dalgalardır! İşte bu yüzden “Kâbe’de kılınan namaz başka yerlerde kılınan namazdan yüz bin defa daha sevaplıdır” ve de “Kâbe’de düşündüklerinizden mesûl olursunuz”!

İşte bu yüksek frekanslı ışınım, yani “Celâl nûrları”, o dalgalarla haşır-neşir olarak büyüyen insanların bahsi geçen özelliklere sahip olması sonucunu getirir!

Gene bizim müşahedemize göre…

Hz. Rasûlullâh (aleyhisselâm)’ın, Nübüvvet görevinin başlamasından hicretine kadar geçen yaklaşık on üç yıllık evresinde, Mekke’de kendisine inananların sayısının 40-50’ye ulaşabilmesinin önde gelen sebeplerinden biri de bu husustur.

Mekke’deki bu yüksek frekanslı dalgalar, genel istidat ve kabiliyet ile programlanmış insanlarda, konuya karşı bir direnç oluşturmuş, bu yüzden de O’nun getirdiklerini inkâr etmişlerdir...
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3902
<b>Puanı</b> Puanı : 4299
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Hac'daki İki Büyük Sır

Mesaj tarafından yağmur Bir Paz Ara. 31, 2017 6:13 pm

Medine’de ise Kâbe’dekine göre bir hayli düşük frekanslı dalgalar yani “Cemâl nûrları” mevcut olduğu için; orada insanlar genellikle “cemâlî” bir yaşam geçirirler, “lâtif” ilişkiler içinde olurlar… Medine’deki faaliyet sonucu müminlerin sayısı on sene sonunda yüz binlere ulaşmıştır!

Medine ziyaretinin, Mekke’den sonraya bırakılması, kişilerin dönecekleri ortama uyum sağlamaları açısından da bir kolaylık sağlar!

Mekke’den döndükten sonra 20 gün ila bir ay arasında bulunulan yere uyum sağlanabilmesinin sebebi de gene bu yüksek radyasyonun beyinde tesirinin azalmasıyla söz konusu olur.

Gene Kâbe-i şerîf altındaki bu radyasyonun beyinlere yüklediği güç dolayısı ile, tavaf sırasında, kabiliyetli beyin sahiplerinde çeşitli olağanüstü yaşamlar gerçekleşmektedir.

Peki Kâbe böylesine muazzam enerji merkezi, ya da bir diğer ifade ile “nûr kaynağı”dır da; Hac niçin Arafat’ta olmaktadır?.. Hac niçin Arafat’tır?.. Arafat’taki olay nedir?..

Kâbe-i Muazzama’nın altında bulunan son derece güçlü müspet radyasyon kanalının bir uzantısı da Arafat tepesinin altında ikinci bir düğüm meydana getirmektedir, demiştik az evvel.

İşte Arafat tepesi ve civarında toplanan yüz binlerle, milyonlarca insan, yerden aldıkları son derece güçlü radyasyon ile beyinlerinden tek bir mânâda yayın yapmaktadırlar.

“Vakfe” denen olay, insanların bu tek mânâ üzere toplu “yönlendirilmiş dalga” yayınına yönelişleridir.

“ALLÂHIM BİZİ AFFET!..”

Yüz binlerle, milyonlarca insan beyni; sanki laser ışını gibi, tek bir anlamdaki dalga boyundan yayın yapmakta; ve bu dalga boyundan oluşan dev bir manyetik bulut tüm Arafat bölgesini kaplamaktadır!

Şimdi hemen hatırlamaya çalışın…

Üzerine herhangi bir görüntü çekilmiş video bandını, çalışırken video cihazının üzerinde unutursanız ne olur?.. Video cihazının yaydığı manyetik alan, bandın üzerindeki kaydı siler! İsterseniz siz buna, görünmeyen eller bandı siler de diyebilirsiniz!

Evet… İşte misal yollu anlatmaya çalıştığım gibi…

Siz orada “ALLÂHIM GEÇMİŞ GÜNAHLARIMDAN DOLAYI BENİ AFFET” dediğiniz anda hem bu tür bir dalga oluşturmuşsunuzdur; hem de beyninizi bu mânâdaki dalgalara açmışsınızdır! Ve açılan bu kanaldan, o güçlü manyetik alan bir anda beyninizi etkiler ve o an’a kadar ruhunuza negatif yükle beyniniz tarafından kaydedilmiş tüm yazımlar siliniverir!

Ve siz anadan doğmuşcasına günahsız olarak o an’a kadar ruhunuza yüklenmiş olan tüm negatif yüklerden arınmış olarak Arafat’tan dönersiniz.

Rasûlullâh sallâllâhu aleyhi vesellem buyuruyor ki;

“Arafat’tan dönüp de, acaba benim günahlarım affoldu mu, diyen kişi en büyük günahkârdır!”

Çünkü olay böylesine kesin bir olaydır!

Allâh, günahlarından arındırmayı murat ettiği kuluna nasip eder oraya gitmeyi; ve orada da böyle bir sistem içinde arınmayı bahşeder!
avatar
yağmur
Özel Üye
Özel Üye

Aktiflik :
999 / 999999 / 999

<b>Uyarı Seviyesi</b> Uyarı Seviyesi : Uyarı Yok
<b>Mesaj Sayısı</b> Mesaj Sayısı : 3902
<b>Puanı</b> Puanı : 4299
<b>Teşekkür</b> Teşekkür : 72
<b>Kayıt tarihi</b> Kayıt tarihi : 27/01/10

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz